Beynin Donma Noktasını Düşürür, Düşünceyi ve Mantığı Canlı Tutar

İngiliz Gazetelerinden Çeviri Uydurma Haberler

Hürriyet'ten (çeviri) uydurma haberler dizisine devam.

Aslında bu haberin uydurma olmasından daha çok, metninin tutarlı bir şekilde uydurulamamış olması dikkatimi çekti. Haber özetini okuyunca sizin de kafanızda aşağıdakilerine benzer düşünceler oluştu mu?

  • Kız kimin kusmasından korkuyor, kendinin mi yoksa başkalarının mı?
  • Kızın kusma korkusu evlenmesini engelliyormuş. Demek ki erkekler kusmaktan korkan bir kızla evlenmek istemiyorlar.
  • Hangi törene çıkmaktan bahsediliyor acaba? Korkusu yüzünden evlenemediğine göre, kendi nikah töreni olamaz elbette.
  • Bulduğu ilginç yöntem ne ve ne işe yarıyor? Bunun törenle ne ilgisi var?
Bütün bu soruların yanıtını almak için asıl haber metnine gitmek gerekiyor:
Kusma fobisi yüzünden evlenemeyen 19 yaşındaki genç kız törene çıkmadan önce ilginç bir yöntem buldu.

İngiliz veterinerlik öğrencisi Emma Pelling'in ‘Emetefobi’ (kusma fobisi) yüzünden hayatı altüst oldu. Emma 5 yaşından beri bu hastalıkla yaşamak zorunda. Emma, “Sevgilim Gareth Heale ile evlenemiyorum. Çünkü, kilisede misafirlerin önünde kusacağımı düşünüyorum. Kâbuslarıma giriyor” dedi.

Aktör sevgilisi Gareth'ın çok anlayışlı olduğunu dile getiren güzel Emma, evlilik töreni sırasında hipnotize edilerek kusma fobisinden kurtulmayı amaçlıyor.

Metinden anlaşıldığı kadarıyla sorun—daha öğrenciyken koca adayı bulduğuna göre—kızın evlenememesi değilmiş. Sorun, sadece nikah töreniymiş. Böylece törenin ne olduğunu da anlamış olduk. Ama hani kız evlenemiyordu? Evlenmek demek, nikah töreni demek değildir ki. Hem kız törene çıkmadan önce ilginç bir yöntem de bulmamış; çünkü daha ortada tören falan yok. Sadece törene çıkmadan önce hipnotize edilmek istediğini söylemiş. Bu, zaten henüz yöntem bile kabul edilemez; çünkü işe yarayıp yaramadığı bilinmiyor daha.

Haber metni, başlığın akla getirdiği soruları yanıtlamadığı gibi üstüne yeni soruların ortaya çıkmasına da sebep oluyor:
  • 19 yaşındaki İngiliz öğrenci kızın evlenmekteki acelesi neymiş? Türkiye'de bile evlilik yaşı 19'un üstünde artık.
  • Kilisede misafirlerin önünde kusmaktan korktuğuna göre, neden hala daha kilisede misafirlerin önünde evlenmek istiyor?
  • Internet'te biraz araştırınca, kusma fobisinin İngiltere'de en yaygın 5. fobi olduğu ortaya çıkıyor. "Böyle hastalık görülmedi" başlığı buna uyuyor mu?
  • Hipnotize edilerek törene çıkınca, törenden bir şey anlamayacağına göre, törene ne gerek var?
  • Hipnoz bu fobide işe yarıyorsa, 14 yıldır neden hala daha tedavisinde kullanılmıyormuş?
Bu arada Emma'nin güzelliğine (!?) de dikkat çekmek isterim: "... dile getiren güzel Emma ..." Hürriyet çalışanları kendi güzellik anlayışlarını bize hatırlatmayı bir görev bildikleri için, bir çok haberde bu ifadenin kullanıldığını görebilirsiniz.

Peki ben olsaydım bu çeviri haberin başlığını ve alt yazısını nasıl yazardım? Bir kere ben uydurma haber yayımlamazdım; özellikle de uydurma haber yayımladığı bilinen İngiliz gazetelerinden kopyalamazdım. Hürriyet çalışanlarına yardımcı olmak amacıyla bir seferlik bir istisna yapabilirim. İşte benim başlığım ve alt yazım:
Kusma fobisi yüzenden evlenemeyen genç kız törene çıkmadan önce ilginç bir yöntem buldu. (Önemli not: Bu başlık ve haber metni bozuk tümceler ve uydurma haber içerir. Başlık sadece dikkatinizi çekmek için hazırlanmıştır. Haberin başlığı, alt yazısı ve ana metni birbirleriyle tutarlı değildir. Bizim için önemli olan yer doldurmaktır.)

"Mum Gibi Erimek" Deyimi

Gazetelerden birisinde, bir futbol takımının kampında futbolcuların zayıfladıklarından bahsedilirken şöyle yazdıklarını gördüm: "Mum gibi eridiler ..."

Mum gibi erimek deyimini pek doğru kullanmıyoruz galiba; mum, tepesinden itibaren erimeye başlar ve eriyen kısımlar aşağıya doğru akarken mumun daha da kalınlaşmasına sebep olur. Antreman yapan futbolcuların kısalıp tıknazlaştıkları söylenmek istenmiyorsa, mum gibi erimek deyimi buraya uymuyor bence. Ne dersiniz?

İzmir Otogar'ındaki Anonslar

İzmir Otogar'ındaki anonsların sonu hep "Hayırlı yolculuklar" diye bitiyor. Ne zamandan beridir "İyi yolculuklar" yerine "Hayırlı yolculuklar" kullanılıyor ve bu değişimin sebebi ne olabilir acaba?

Gazete İddiası

Adana'da, hac organizatörlüğü yapan yaşlı sanık, küçük kızı taciz ettiği iddiasıyla 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasına çarptırıldı. (Hürriyet)
Adam mahkemeye çıkarılmış, suçu kanıtlanmış ve cezaya çarptırılımış. Hala daha iddia mı? Bir suçlama ne zaman iddia olmaktan çıkar? Mahkeme karar verdiğine göre adam zaten artık sanık değil, mahkum durumunda.

Avrupalı Irkçı Saçmalıkları

Türk Milli Futbol Takımi'nin Avrupa Kupası'ndaki başarıları bazı Avrupalı ırkçıları nedense ürkütmüş ve saçmalamalarına sebep olmuş. Bu saçmalıklar aslında "deli zırvası"; ama bu "delilerin" sayısı Avrupa'da her geçen gün artıyor gibi.

Kuzey Birliği Varese Gençlik Kolu Başkanı Marco Pinti: "Avrupa dışından bir ülke bu şampiyonaya katılıyorsa Uganda’nın da katılma hakkı doğar."
Marco'ya önerim bir harita bulup biraz incelemesi. Özellikle de AB üyesi Kıbrıs'ın nerede olduğuna bir bakması gerekiyor. Beyni henüz gelişme dönemindeki bu İtalyan gence yardımcı olabilirim biraz. Önce harita:

Sonra da bazı yararlı bilgiler:

Kıbrıs - Brüksel: 2900 Km
Istanbul - Brüksel: 2175 Km
Ankara - Brüksel: 2500 Km

Marco için son söz: Marco gibi cahiller partileri adına konuşup gazetelere çıkabiliyorlarsa, Uganda'lılar Avrupa Parlemantosunda milletvekili olabilirler.
Novara Belediye Başkan Massimo Giordano: "Türkiye ne siyasette ne futbolda hiçbir yere gidemez. Çünkü Avrupalı değil."
"Avrupa'nın hasta adamı" ilan edilen İtalya'dan bir belediye başkanı konuşuyor şimdi de (The Economist: The Real Sick Man of Europe - Avrupa'nın gerçek hasta adamı). İtalya'nın çeyrek finalde elendiğinini ve Türkiye'nın yarı finale çıktığını bilmeyecek kadar da cahil birisi.



Massimo için son söz: Türkiye siyasette de futbolda da İtalya'dan daha iyi durumda şu anda. Yani onun tanımına göre Türkiye İtalya'dan daha çok Avrupalı oluyor.
Avusturyalı aşırı sağcı Jörg Haider:"Şampiyon olsalar da Türkiye ve Rusya Avrupa ülkesi değiller."
Jörg'e önerim öncelikle Marco için yazdıklarımı okuması (Jörg'ün, Marco'nun tersine, beyin gelişme dönemini bitirmiş biri olmasına rağmen böyle konuşması hiç umut verici değil elbette).

Aslında Jörg, ırkçı dünyanın tanınmış simalarından biri. Ona göre sadece Türkiye ve Rusya değil, Avusturya bile Avrupalı değil. Avusturya'nın AB'den çıkması için çalışmalarıyla da ünlü. İşte onu ünlü yapan bazı çalışmaları (?!):
  • Avusturya'da "AB'ye hayır" imzaları topladı (işe yaramadı)
  • Kaddafi'yle buluşup Avrupa'nın geleceğini tartıştı (Avrupa'ya bir katkısı olmadı)
  • Saddam'la buluşup Avrupa'nın geleceğini tartıştı (Avrupa'ya bir katkısı olmadı)
  • Nazilerin onurlu insanlar olduklarını söyledi
  • Zencilerin aşağılık olduğunu söyledi
  • Avusturya'da sadece Avusturya'da doğanların yaşaması gerektiğini söyledi (Nazi subayı babasının köklerinin nereye dayandığını açıklayamadı)
  • Avusturya'da doğmuş Slovenlerin yaşadığı özerk bir bölgeyi tanımadığını açıkladı (mahkeme zorla tanıttı)
  • Türkiye'nın AB'ye girmesi gerektiğini söyledi (sonra vazgeçti)
  • ... ve diğer bir sürü tutarsız deli zırvası

Jörg için son söz: Fikir özgürlüğü sadece aklı başında olan insanlar için değildir elbette!