Beynin Donma Noktasını Düşürür, Düşünceyi ve Mantığı Canlı Tutar

Magazinsiz Asla

Türk basını eskiden de mi böyleydi tam hatırlamıyorum; ama son yıllarda her türlü haberi magazinleştirme çabasının beni çok rahatsız ettiğini söyleyebilirim. Hürriyet'in Internet sitesine girerseniz göreceksiniz ki magazin, sitenin bir numaralı konusu. En ciddi haberler bile sulandırılıp magazinleştirilmeden verilemiyor sanki.

Örneğin şu habere bir bakın: Önce kendi dizlerini kurtarsın

Clinton'un önderliğini yaptığı "küresel felaketler" konulu foruma katılan Angelina, dizlerinin görüntüsüyle katılımcıları şoka uğrattı.
Haberin konusu Clinton'un önderliğını yaptığı küresel felaketler konulu foruma konuşmacı olarak katılan Angelina Jolie. Ama, Hürriyet asıl konuyla ilgilenmek yerine Jolie'nin dizlerine takmış kafayı. Hürriyet farkında mı bilmiyorum ama Angelina Jolie Birleşmiş Milletlerin gönüllü elçisidir. Diğer Hollywood zenginlerinden farklı olarak yaşadığı dünyaya karşı duyarlı, parasını dünyanın değişik yerlerindeki fakir insanlara bağışlayan ve de zamanını onlarla geçiren, bu arada da 3 kimsesiz çocuğu evlat edinmiş olan birisinden bahsediyoruz.

Hürriyet için ise bunların hiçbir önemi yok. Mutlaka bir bacak veya selülit görmeli, laf kavgasına tanık olmalı ki haber değeri olsun. Bence Jolie'ye laf edeceklerine önce kendileri gazeteciliği öğrensinler.

Singapur'da Ayaklarımın Çektiği


Singapur ilginç bir şehir/ülke. Her taraf alışveriş merkezi dolu. Hatta bazen iki alışveriş merkezi arasında, onları birbirine bağlayan, yeraltı alışveriş merkezleri bile var. İşte eşimle beraber Singapur'da dolaşırken bu alışveriş merkezlerinden birinde denk geldiğimiz My Foot Reflexology isimli dükkana girip, ayaklarımızı ödüllendirelim dedik. İstediğimiz ayaklarımıza güzel bir masajdı ama aldığımız çok farklı bir şey oldu.

Önce ayaklarımızı bir leğen içindeki ılık suya soktular, sonra da bu suya bir poşet toz döktüler. Bu toz yavaş yavaş suyu jölemsi bir kıvama getirdi. Buraya kadar herşey istediğim gibiydi; ayaklarım yumuşamış ve rahatlamıştı. 15 dakika kadar sonra bu jölenin içine başka bir paket toz döktüler ve jöle tekrar eski haline, yani sıvı haline geri döndü.

Sonra asıl masaj başladı. İşte o zaman refleksolojinin ne demek olduğunu anladım. Birisinin ayağınızı ellerine alıp, canınızı en çok acıtacak yerlere parmağıyla veya dirseğiyle bastırdığını, arada sırada yumruk attığını göz önüne getirebilir misiniz? İşte refleksoloji masajı bunun gibi bir şeymiş.

Masaj sırasında canımın acıdığını belli ettikçe, masör bana o bölgenin örneğin karaciğerimle ilgili olduğunu ve bu masajın karaciğerime iyi geleceğini söylüyordu. Hatta inancımı pekiştirmek için hemen orada canlı bir deney de yaptı benim için. Masaj yaptığı (daha doğrusu işkence yaptığı) ayağımı eliyle havaya kaldırıp bıraktı. Sonra da henüz masaj yapılmamış ayağımla denedi aynısını. Nedense bu sefer öyle kolayca kaldıramadı. "İşte," dedi, "masaj yapılan ayak artık enerji doldu ve hafifledi, öbür ayak ise hala daha ağır". İlginç diye düşündüm. Masörüm haklıysa, ya ayağımın kütlesini, ya da ayağımın altındaki yer çekimi gücünü, fizik kurallarının öngörmediği bir şekilde değiştirmeyi başarmıştı. Ve de bunu sadece masajla yapmıştı.

Ama masör elbette haklı değildi. Ne fizik kurallarına esnetmişti (esnettiği tek şey ayak kemiklerim oldu), ne de iddia ettiği gibi sağlığıma iyi gelecek bir şey yapmıştı. Çünkü sonraki günlerde ayağım ağırdığı gibi, sağlığımla ilgili hiçbir iyileşme de olmadı.

Ben masaj sırasında acı çekip, "nereden çıkarıyorlar bu saçmlalıkları, ne zaman bitecek bu işkence?" diye düşünürken eşim ne yapıyordu dersiniz? Onun da ayakları acıyor olmasına rağmen, değişik bir masaj tecrübesinin keyfini çıkarmayı bilmişti. Zaten onun dediğine göre "erkeklerin canı pek bir tatlı oluyor"muş.

Hayrünnisa Gül'e Hollywood Cazibesi

Radikal'deki bir habere göre modacı Atıl Kutoğlu, eğer eşi Cumhurbaskanı seçilirse first lady olacak Hayrünnisa Gül'e "1940'larla 50'lerin Hollywood cazibesini" geri getirecek türbanlar hazırlıyormuş.

"Romy Schneider ve Catherine Deneuve'ün türban giydiği filmlerindeki hallerinden esinleniyorum" ifadesini kullanan Kutoğlu türbanın modern bir aksesuvar olarak düşünülebileceğini ekledi.


Romy Schneider ve Catherine Deneuve'ün türban değil de başörtüsü taktıklarını ve bunu da iffetlerini korumak için toplum içine her çıkışlarında yapmadıklarının farkında değil anlaşılan. Herhalde first lady'nin modacısı olarak kazanacağı parayı düşünüyordu bunları söylerken.

Bana ilginç gelen bir diğer konu da, evli barklı ve kapalı bir kadının daha cazibeli ve çekici hale gelmek istemesi. Türbanı neden taktığını unutmuş mu?

Hürriyet stresin de çaresini buldu

İşte Hürriyet'ten mükemmel bir habercilik örneği daha; gene bulunmayan bir şeyi bulmuş ve stresi tarihin karanlık sayfalarına gömmüş.

Ama ana yazıya gidince görüyoruz ki, "şunu bunu yiyin"den öteye bir bilgi yok.



Bugünkü diğer bir haberde de ölümsüzlügün sırrını veriyor bize gazete. Aynı şekilde haber yazısını okuyunca, normal karışık bir pizzayı pazarlamaya çalışan firmanın reklamından başka bir şey bulamıyoruz.

Özcan Deniz'den örnek davranış

Hürriyet bize Özcan Deniz'in bir örnek davranışını aktarmış:

Özcan Deniz'den örnek davranış

Özcan Deniz, İstanbul Senfonik Project Orkestrası ve Korosu ile 11 Ağustos'ta Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda vereceği konserin ilk provasını, önceki gün Seyrantepe Midas Stüdyosu'nda gerçekleştirdi. Küresel ısınma yüzünden tatil yapamadığını ve KYOTO projesi için sanatçıların duyarsız kaldığını söyleyen Deniz, "Dünyada sanatçılar bunun için birlik oluyor ama bizde böyle bir şey yok. Ben bu konuyu dile getirince 'reklam' diyorlar!" dedi. Deniz, arabası BMW X5'in klasmanında en az havayı kirleten araç olduğunu iddia etti.
Öncelikle "İstanbul Senfonik Project Orkestrası" gibi İngilizce-Türkçe karışımı hilkat garibesi bir ismi bulanlara thank etmek isterim.

Gelelim örnek davranışa. Ben aradım ama yazıda öyle bir davranış bulamadım. Özcan Deniz arabasının klasmanında en az havayı kirleten araç olduğunu iddia ettmiş. Ama sadece iddia olduğu için burada örnek bir davranış yok. İddia etmek örnek bir davranış olsaydı, iddaa da örnek bir oyun olurdu; ama öyle değil ki anne ve babalar çocuklarını bu oyundan uzak tutmaya çalışıyorlar.

Özcan Deniz'in sadece iddia etmediğini ve söylediğinin gerçek olduğunu varsayalım. Gene de örnek bir davranış göremiyorum ortada. BMW X5 kendi klasmanında iyi olsa bile, daha az benzin harcayan klasmandan bir araba almaması bence örnek davranışın tam tersi. Başka bir sanatçı çıkıp, kendi klasmanındaki diğer arabalara göre daha az benzin harcayan Hummer kullandığını söylese, o da mı örnek davranış göstermiş olacak?

İşte size başlığıyla içeriği arasında ilişki olmayan başka bir yazı.